Son günlerde sıkça duyduğumuz bir ifade var: “suça sürüklenen çocuk”.
Bu kavram her söylendiğinde içimde bir itiraz yükseliyor. Çünkü bu tanım, masumiyet ile sorumluluk arasındaki çizgiyi bilinçli biçimde bulanıklaştırıyor.

Çocukların suça sürüklendiği söyleniyor.
Peki gerçekten öyle mi?

Biz de çocuk olduk.
Bizim de gençliğimizde şiddet vardı, karanlık sokaklar vardı, mafya dizileri vardı. Hatta bugünkünden daha sertti. Ama hiçbirimiz gidip birini bıçaklamadık, öldürmedik, yakmadık. Kimse bizi zorla sürüklemedi. Yanlışla doğru arasındaki farkı biliyorduk.

Bugün işlenen bazı suçlar için “çocuk” kelimesinin arkasına sığınılmasını kabul etmek zor. Çünkü bu söylem, suçu açıklamıyor; suçu normalleştiriyor.

Bir çocuğun suç işlemesini anlamaya çalışmak başka bir şeydir, bunu mazur görmek başka bir şey.
“Suça sürüklendi” dediğiniz anda, fail ortadan kalkıyor. Yerine belirsiz bir sistem, soyut bir çevre, muğlak bir neden geliyor. Böyle olunca da kimse sorumlu olmuyor.

Evet, çocuklar korunmalıdır.
Evet, her çocuk eşit şartlarda büyümüyor.
Ama bu gerçekler, işlenen ağır suçları açıklamak için kullanılan otomatik cümlelere dönüşmemeli.

Toplum olarak en büyük hatayı burada yapıyoruz.
Bir yandan “çocuklar bizim geleceğimiz” diyoruz, öte yandan suç işleyen çocuklar karşısında sorumluluğu hep başkalarına atıyoruz. Aileye, sokağa, dizilere, internete… Herkese ama hiç kimseye.

Oysa mesele yalnızca içerik meselesi değil.
Mesele, sınır meselesi.
Mesele, “yapamazsın” denilen bir çizginin olup olmadığı.

Şiddetin bu kadar erken yaşlara inmesinin nedeni diziler değil sadece. Asıl sorun, yanlışın bedelsiz kaldığı bir düzenin çocuklar tarafından çok erken fark edilmesi.
Eğer bir çocuk, işlediği ağır bir suçtan sonra “nasıl olsa küçüğüm” diyebiliyorsa, işte orada asıl problem vardır.

“Suça sürüklenen çocuk” ifadesi, iyi niyetle ortaya atılmış olabilir. Ancak bugün gelinen noktada bu kavram, sorumluluğu dağıtan, adaleti erteleyen bir kalkan haline gelmiştir.

Çocukları korumak, onları sonuçlardan tamamen muaf tutmak değildir.
Gerçek koruma, doğruyla yanlışı net biçimde ayırabilmektir.

Belki de artık şu soruyu sormamız gerekiyor:
Çocuklar mı suça sürükleniyor, yoksa biz yetişkinler mi gerçeği görmemek için kelimelerin arkasına saklanıyoruz?