Birleşmiş Milletler’in yayımladığı son rapor, dünya genelinde tatlı su kaynaklarının kritik bir eşiği aştığını ortaya koydu. Rapora göre insanlığın suyu kullanım biçimi, birçok bölgede doğanın kendini yenileme kapasitesini aşmış durumda. Bu durum, bazı coğrafyalarda geri dönüşü olmayan kayıplara yol açıyor.

Raporda, özellikle büyük kentlerde yaşanan ve “Sıfırıncı Gün (Zero Day)” olarak tanımlanan su krizlerinin sayısının hızla arttığına dikkat çekildi. Bu kavram, şehirlerin içme suyunun tamamen tükendiği günü ifade ediyor. İran’ın başkenti Tahran’da yaşanan su sıkıntısı, kentin bazı bölgelerinin tahliyesi ya da başkentin taşınması gibi olağanüstü senaryoların tartışılmasına neden oldu.

TÜRKİYE’DE OBRUK ALARMI

Raporda Türkiye’ye ilişkin çarpıcı veriler de yer aldı. Aşırı yer altı su çekimleri nedeniyle özellikle bazı bölgelerde 30 metre derinliğe ulaşan yaklaşık 700 obruk oluştuğu belirtildi. Uzmanlar, bu durumun hem tarım hem de yerleşim alanları açısından ciddi riskler barındırdığına dikkat çekiyor.

SU KRİZİ GÖÇLERİ TETİKLEYEBİLİR

Raporda, kuraklık ve su kıtlığının yalnızca çevresel değil, sosyal ve ekonomik sonuçlar da doğurabileceği vurgulandı. Sahra Altı Afrika, Güney Asya ve Latin Amerika’nın bazı bölgelerinde su krizinin kitlesel göçleri tetikleyebileceği uyarısı yapıldı.

BM Üniversitesi Enstitüsü Direktörü Kaveh Madani, su krizinin yalnızca iklim değişikliğiyle açıklanamayacağını belirterek, “Bu bir yönetim meselesidir. Su iflası, kötü planlama ve yanlış kullanımın sonucudur” değerlendirmesinde bulundu.

YER ALTI SULARI VE KİRLİLİK RİSKİ

Raporda, yer altı sularının aşırı kullanımı, ormansızlaşma, arazi bozulumu ve çevre kirliliğinin tatlı su kaynaklarında kalıcı kayıplara yol açtığı kaydedildi. Dünya genelinde insanların yaklaşık yarısının evsel su ihtiyacını yer altı kaynaklarından karşıladığı, yüzey sularına bağımlı bölgelerde ise göllerin su miktarının 1990’lardan bu yana yarı yarıya azaldığı ifade edildi.

Ayrıca gübreler, madencilik atıkları, plastikler ve ilaç kalıntılarının nehirler ve göllere karıştığı; birçok ülkede atık su arıtma sistemlerinin yetersiz kaldığına dikkat çekildi.

“SU İFLASI” KAVRAMI İLK KEZ BU ÖLÇEKTE KULLANILDI

Birleşmiş Milletler, önceki raporlarında “su stresi” veya “su krizi” kavramlarını kullanırken, bu raporda “su iflası” ifadesini küresel ölçekte ilk kez net biçimde kullandı. Bu tanım, bazı bölgelerde su kaynaklarının artık toparlanma ihtimalinin kalmadığını ortaya koyuyor.

Raporda hükümetlere, su kaynaklarını daha da zayıflatacak projelerin durdurulması, uzun vadeli planlama yapılması ve küresel izleme mekanizmalarının güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.

Raporun, 2026’da düzenlenecek BM Su Konferansı öncesinde yayımlanması dikkat çekerken, bazı ülkelerin uluslararası yapılardan çekilme kararlarının toplantıların seyrini etkileyebileceği de değerlendiriliyor. (Haber Merkezi)